ŞARAFUTDİNOVA, Muhabbet; Abdulla Kadiri`nin Ötken Künler Romanında Mektupların Yeri”, (Aktaran: Esra YAVUZ), Kardeş Kalemler Dergisi, Sayı 48, Yıl: 4, Aralık 2010, s. 80 -86.

Please download to get full document.

View again

of 15
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Published
ŞARAFUTDİNOVA, Muhabbet; "Abdulla Kadiri`nin Ötken Künler Romanında Mektupların Yeri”, (Aktaran: Esra YAVUZ), Kardeş Kalemler Dergisi, Sayı 48, Yıl: 4, Aralık 2010, s. 80 -86.
  ( ŞARAFUTDİNOVA, Muhabbet; "Abdulla Kadiri`nin Ötken Künler Romanında Mektupların Yeri”, (Çev: Esra YAVUZ), Kardeş Kalemler Dergisi, Sayı 48, Yıl: 4, Aralık 2010, s. 80 -86.) ABDULLA KADİRİ’NİN “ÖTKEN KÜNLER” ROMANINDA MEKTUPLARIN YERİ   Şarafutdinova Muhabbat Ozadovna Özbekistan, Taşkent   Mümtaz yazarımız Abdulla Kadiri’nin “Ötken Künler” 1   romanı yayınlanalı 80 yılı geçti. Ancak Özbek edebiyatının dünya çapındaki uygun olan yerini yeniden oluşturma  meselesi çarpıcı bir şekilde   kalmış, hayata, olaylara yenice yaklaşımlar isteyen günümüzde bu romanın kendine has edebi özelliklerini aydınlatması  ve yenice önem ifade edişi kuşkusuz. Özellikle,  bizim bu büyük edebi eserin üslup öz elliklerine olan ilgimiz de aynen işte böyle bir faktörle izah edilebilir. Bildiğiniz gibi, “Ötken Künler” eser  i nde kahramanların mektup ile karşılıklı olarak fikir alışverişi yapıp, dertleşmesi önemli tasvir vasıtalarından biri sayılı r  . Roman metnine büyük hacimdeki mektuplar öyle   ustalıkla sindirilmiş ki, onların tahlili Abdulla Kadiri’ni n,  bugünkü ilmi dilde epistolary tarz diye adlandırıl an, mümtaz edebiyatımızda ise mektupçuluk diye devam ettirilen tarzın yetenekli  bir ustası olduğunu kanıtlar. Yazar olayları bildirirken destekleyen kendine has karmaşık konu dallarını bir noktada birleştirme, ayrıca , ka hramanların duygu ve deneyim âlemini derin bir şekilde açıklama amacıyla tam olarak bu tarza  başvuruyor  . Romanda geçen  mektupla rı inceden inceye okuyacak olsak, hepsi nin serbest edebi üslubun açık bir örneği olduğu   şeklinde    bir inanç hâsıl olur. Eserdeki mektupların yapısı o kadar basit değil: onlarda şiirsel parçalar, küçük levhalar, tarihi olaylar hakkında hikâyeler sunulur, her mektup başında mutlaka , öncelikle Allah’a hamd- ü senalar, sağlık için şükürler söylenir, sonunda ise yazıldığı yıl ve senesi açık olarak yazılır. Bu ise yazarın her bir olayda realistik kesinliğin peşinden gittiğini göstermektedir. Bazen de mektup olayl arının   gelişmesinden önce   haber verip ya da eserdeki belirli olayı   tekrarlama vazifesini yerine getirip, romanın genel yapısında yazar tarafından beyan edilen olaylar için kendine has önsöz, giriş olarak hizmet ed er. Eserde mana ve içeriğe göre çeşitlenen on altı tane mektup yer almış. Onlar bazen bir işe, hizmete ait, herhangi bir olay hakkında bilgi verici ya da şahsi meselelere dairdir. Onlar –    rica, umut mektupları, öfke    –    sitem mektupları, nasihat mektupları, haber mektupları v  b. Ama anlamı ve amacında n  bağımsız olarak, gerçek önemi şudur ki, onlar kahramanın iç monologu olup, karakterlerin manevi dünyasını tasvir etmede önemli  bir yer tutar. Gelin, “Ötken Künler” romanına yerleştirilen mektupların üslup özelliklerin i inceleyelim. Onlar, rengarenk  betimlemeler, benzetmeler, teşbihlerden faydalanılmış, güzel 1   Kadiri A. Ötken Künler. Taşkent: Gafur Gulam Edebiya t v e Sanat Yayınevi, 1994. Sonradan da bu yayından faydalanılmıştır. Sayfalar  parantez içinde gösterilmiştir.   bir dille ve çalkantılı bir   ruh haliyle yazılmış, seçkin doğu edebiyatı geleneklerinin içinde yer alan modern bir edebi nesir örneği olarak sayılı r. Bir hiz met ya da işe dair mektupların kıymeti   şudur ki, onlar Türkistan’daki   karşılıklı savaş  ve kavgalar, hâkimiyet   için olan mücadeleler, üst tabakaya mensup bir sürü insanın zenginleşmesi ve halkın aşırı zor durumunu yansıtan tarihi olaylar hakkında güvenilir  bilgi vermektedir. Özellikle, Yusufbek Hacı’nın ticaret işleri ile Margilon’da y a şayan oğl u Atabek’e gönderilen mektubu okurda büyük merak uyandırıyor. Romanın “ Taşkent Üstünde Kanlı Bulutlar ” bölümüne yerleştirilen    bu mektupta işle ilgili sözler, haber içeriğindeki cümleler    de var. Onun yazıldığı sene hicri 27 Kanunusani 1264 yılı   diye net gösterilmiş. Taşkent hanı Azizbek’in yakın danışmanı sayılan Yusufbek Hacı Türkistan’da Kıpçak ve Karaçapanlar arasındaki facia dolu olayları   ayrıntılı bir şekilde hikâye  etti . Onun önsöz kısmında seçkin Doğu mektup yazarlarındaki gösterişli ifade tarzı   korunmuş , kendi himayesinde sağ -salim saklanıp geldiği için Allah’a sonsuz hamd - ü senalar söylenmiş . Bundan sonra Yusufbek Hacı gerçek amacına , yani, Azizbek tarafından Kokan hanlığına karşı   gösterilen isyanı   açıklamaya geçer.  Mektupta Yusufbek H acı’nın (aynı zamanda eser yazarının da) Azizbek’e nispeten nefreti, olumsuz münasebeti   kendi ifadesini bulmuş. Hacı oğlunu Taşkent’te  ortay a çıkan gayet tehlikeli vaziyetten haberdar eder ve ondan isyan bastırılana kadar   geri dönmek için acele etmemesini ister. Halkı aşırı kurnazlıkla kendi tarafına çeviren Azizbek’i safça alkışlayan Taşkent halkının kaderinden çok endişe duyan Yusufbek Hacı mektupta çoğunlukla aktarmalardan faydalan ır  . Mesela, ona getirilen Azizbek’in sözlerinden dolayı onun ne kadar ikiyüzlü ve hilekâr    olduğu ortaya çıkar  : «Bunlar Müslüman çolağın komutanlarından, Kıpçakların liderlerinden ve Karaçapanların düşmanlarından olan iki domuzun gövdeleri! Ben bunları siz Karaçapan halkının   öcünü   almak için öldürdüm, siz Karaçapan dostlarının   Kıpçak elinde şehit olan kardeşlerinin ruhlarının şad olması için öldürdüm! Veya bu hareketim adaletli değil mi, vatandaş!» (s. 36) Aynı zamanda Yusufbek Hacı’nın mektubunda yine bir kahraman  –    çeşitli tabaka temsilcileri, ulema ve  bilginden, çiftçi zanaatçıların dan, ticaret ehlinden ibaret olan halkın sesi yüksek işitiliyordu. “Adalet! İyi yapmışsınız , efendim!... ”   Halkın haykırması göğe yükseldi: “Bir damla kanımız kalıncaya kadar yolunuzda can veririz! Kıpçaklarda sınır var mı ki,  biz yaşarken   sizin bir sürü yününüzü   da yapsınlar!” (s. 36)   Bu sözler halkın maneviyatı ve dünya görüşünü, onun sınır dışı komutanlığı ve Azizbek’in yalan - yanlış sözlerine tamamen inandığını, ayrıca, kendi hocasına köleler  in sadakati ile hizmet etmeye hazır olduğunu bildiriyordu. İkinci  olarak  , roman yazarı ve mektup sahibinin olan biten olaylara nispeten görüş ve yaklaşımları tek çeşit ya da ortak olduğunu görüyoruz. Yusufbek Hacı tarafından Aziz  bek ve Taşkent ahalisinin hal ve gidişatının   kötüle n diği açıkça hissediliyor: “İşte, oğlum, bizim halkın durumuna ağlamayı da  bilmezsin, gülmeyi de!” (s. 36). Hacının bu olaylara olumsuz  b akışını  mektubunda aşağıdaki söz ve deyimler yardımıyla açıkça vurguladı: “Halk yine  Azizbek’e, o hunhara,” “kanlı bulutlar”, “huzursuzluk vakti”, “kılıç zulmü”, “kanlı kılıç”, “kara kana bulanan” ve benzeri.   Üçüncü  olarak, o mektup metni kendine has bir yorum ya da Kokand ’ d an Taşkent’e gelen  beylerin katledilişi ile ilgili olan, romanın sonraki bölümlerinde yazar dilinden ayrıntılı  bir şekilde geliştirilip, devam ettirilen acıklı olayların önsözü olarak sayılıyordu . Bu mektubun yine önemli bir yönü şudur ki, Taşkent’e dönüp gelmenin tehlikeli olduğuna dair  bildirilen haber Atabek’in Margilon’da tutuklanmasına sebep oldu. Bu yönden bakıldığında,  bu mektup romanın esas konusundaki düğüm görevini yerine getir  mektedir. Sonraki olaylar öyle geliş ti ki, babasını n uyarısıyla   Margilon’ da tutuklanan Atabek  bağımsız şahsi   hayatını düzene sokma   ve Kümüş’ü düşünme imkânına   sahip oldu. Eğer ki Atabek hemen M argilon’dan Taşkent’e git se, kim bilir, belki de Kümüş’e kavuşabilirdi.  Bun un dışında , Atabek ve kayınbabasının   isyancı olarak ası larak öldürül mesin e hüküm ver  il diği nde, Kümüş’ün Margilon baş vezirinin eline vaktinde ulaştırdığı  Yusufbek H acı’nın mektubu kurtarıcılık görevini de yapıyordu. Görü yoruz ki, bu mektup eser konusundaki tarihi olaylar  ın   gelişmesinde de, romandaki aşk konusunun ortaya çıkmasında da önem arz eden sanatsal vasıtaya dönüşmektedir  . Kaydedi lebilir ki, bu mektup karakterinin ruh hali ve mektupta beyan edilen olayları tekrar düzelten bir kişinin monoluğu   değil, on un dışında   şahısların da konuşmaları verilmiş. Bu mektupların üslubunun kendine has oluşu da bundan dolayıdır ve bu   yönü   ile yukarıda zikredilen seçkin doğu mektup türü örneklerinden ayrılır.  Abdulla Kadiri roman ın  istenen uyumlulu ğunun  ne kadar sık bir öneme sahip ol uşundan    başka, işte böyle tesadüfî olmayan gelişme süreci esasında mektupçuluğun  geleneksel tarzını   usta bir şekilde değiştirmeyi  başarmış.   Kahramanların özel hayatı, yaşadıklarına  ait mektuplar da okur dikkatinden kaçm az. Örneğin, Yusufbek Hacı’nın Mirza Kerim  bay’a, Kümüş’ün Atabek’e, annesi Aftab Ayım’a , Atabek’in ise Kümüş’e yazdığı mektuplar ve diğer mektuplar bunlar arasındadır  . Kahraman ların özel hayatıyla ilgili bir olay hakkındaki hikâye , onların gönül ifadesi ile  birleşip, uygun hale gelmesi bu mektupların kendine has yapısal dizilişi   ve manasını belirl er. Onlarda kahramanların hayatındaki olaylar tekrar canlandırılı r  , bununla birlikte, onların düşünce tecrübelerinin gelişmesi yavaş bir şekilde aksettiril ir  . Mektup yazarlarının iç dünyası, dış   dünyası, sevinç ve ıstırapları baştan sona kadar açıkça veril mektedir. Kısacası,    böyle mektuplarda yazışma iştirakçisinin öznel deneyim ve düşünceleri ilk kez ortaya çıkar, bu ise romandaki duygusallık, ince lirizm ve psikolojizmi artırır. Örneğin, Yusufbek Hacı , dünürü Mirza  Kerim  bay’a gönderdiği, hicri 4 Cemazeyilevvel 1265 yılında yazdığı, eserin “ Unutmuyor musunuz? ” bölümünde yer alan mektubu ele alalım . Onda Yusufbek Hacı , Atabek’i iki kat düşünme sebeplerini açıklıyor ve dünürlerini Taşkent’te olan düğüne çağırıyordu. Bu Kümüş için de, onun anne -  babası için de beklenmeyen  bir darbe olur. Bu mektupta da, yukarıda incelenen mektuptaki gibi, ilk başta seçkin   doğu mektupçuluğun daki usule uyul maktadır.   Mektubun esas bölümünde hayat tecrübesine sahip olan ihtiyar bilgenin nikâh   ve aile gibi önemli meseleler hakkındaki görüşleri beyan edil ir. Yusufbek Hacı’nın Atabek’in ikinci düşüncesi yle ilgili onun yaşadığı   endişe ve karışıklığı    düşündürme ve olayı aydınlatmaya çabalamadan önce   Hacı’nın karakterini açık bir şekilde verir  . Bu tarz akıllı, ihtiyatlı, her adımını düşünerek atan, ortaya çıkan her türlü  problem hakkında geniş çaplı   düşünen hacı karakteri gözümüz de net bir şekilde canlanır  . Doğrusunu söylemek gerekirse, bu mektup bütün eserin sanatsal - düşüncesel ağırlığı artırı r  . Aynı zamanda o yine bir kahraman –    güzel ve mükemmel bir şahıs olarak Kümüş karakterini mükemmel bir şekilde açıklamaya hizmet ed er. Aynen bu mektup sebebiyle Atabek’e olan temiz ve samimi sevgisine bakmadan, Kümüş gelecek kumasına  nispeten kıskançlık ve nefret hislerini dizginleme k için   kendinde güç bulmaya çabalar  . Aynen işte  burada onun iç dünyasındaki sonsuz güç ortaya çıkar. Bununla birlikte, bu durum okuyucuyu  böyle hayal kurdurur: Kümüş’ün bu meselede gösterdiği geçinme “adabı” onun kalp  buyruğunu, belki o yaşadığı toplumdaki geleneksel hayat tarzını da objektif    tarzda yansıtır. O devrin kanuni taleplerine itaat eder. Eserde mevcut ilkel kanunlarda gerçek sevgiye yer olmadığını, kadınla olan ilişki, onun toplumdaki durumu bu kadar acınacak haldedir. O hatta kader meselesinde değerli sevgilisinin yardımını almaktan da mahrum olduğunu derin bir şekilde anlatır. Kümüş ve Atabek’in karşılıklı yazışmaları da gayet duygulu. Onlarda iki gencin derin özel hayatları, samimi duyguları beklenmeyen güç ve incelikle doğar. Onlar kahramanların da ruh hali, zengin manevi dünyasını, hem birlikte karmaşık ilişkilerini ifade etmeye yardım eder. Aynen bu mektuplarda kahramanların kalp acıları ufak  - tefek ayrıntılarına kadar tasvir edilir  , bu esasta karakter psikolojisini açık bir şekilde   verilmesindeki yazar mahareti göze çarp ar. Bu ise en sonunda r  omandaki psikolojizmi güçlendirmektedir  . Eserin “ Büyücü Hintli ” bölümünde Kümüş’ün Atabek’e yazdığı mektu  p yer al ır  . Margilon güzeli büyük üzüntüden sonra sevgilisini özleyip, sevgili yârine   gönlünden geçenleri döküp yaz ar. Mektu  bun yazıl d ığı sene açık bir şekilde gösterilmiş tir: hicri 17 Recep 1265 yılı . Onda Zeynep ile evlenip, Taşkent’te n uzak kaldığı için Atabek’e öfke -sitem, elem- ıstırap ve dargınlık duygularının eşsiz tesirini bildirirken canlı ifadeler kullanır: “bütün varlığım siya h dır”, “ecel de benim gibi bir garibi lanetlenmiş gibi , sanki o da bana vefasızlık yap ıyor”, “yer  - gök, dağ - taş ve dünyadaki her şey aldandığım için gülüp , benimle dalga geçermiş gibi bakıyor…” Kümüş Atabek’ e sitem dolu sözler sarf ediyordu: “vefasız”, “ siz, hilekâr bir tilki, ağzı kanlı bir kurt, insafsız bir cellât” (s. 165). Kümüş’ün yazdığı mektupların önemli unsurlardan biri geleneksel doğu mektuplarına özgü olan şiirsel satırlardır. Onlar genç gelinlerin ruh haline uygun olup, mektubun anlamıyla uyumlu oluyordu. Şiirsel satırlardan faydalanma Gümüş için fikir ve amacını ifade etmede verimli ek vasıta olup hizmet verir:   Yeni yar bulunca, dostlar, eskiden kaçmak gerek   Eskiyi ölmüş sayıp, kumaş kefen biçmek gerek.   Bu satırlar genç delikanlının duygu ve deneyimleri, belki özlem ve ıstırap la dolu zengin iç dünyası hakkında da bilgi verir  . Vurgulamak gerekir ki, Abdulla Kadiri bir edebi vasıta  olarak  –    Kümüş mektuplarının kendine has unsurlarını belirleyen metin özetinde gizlenmiş   manaları ifade etme usulünü kullanıyordu. Onun mektupları çeşitli işaretler, acı  sitem ve kınamalar, söz oyunları açısından zengindir. Örneğin, o: “sizde vicdan, insaf, merhamet, söz,  vefa, iyiliği bilme, var mı ki, insanlıktan hiç   nasibin yokmuş… insafsız bir cellat, utanmaz bir yiğit!...”   şeklinde yazmaktadır. Aynı şekilde  yazar, şuursuzca his  ve heyecanlarla karışan akıl yürütme  hareketini, bu hareketi yönlendiren dış izlenimleri   göstermeye çabalamıştır  . Ayrıca , mektup kadının kendi kendine başkasının gözüyle değer vermesine bağlı olarak çekicilik   ifade ediyor, yani Atabek’e çağrıda bulurken, o aynı zamanda kendini vakitsiz solan  bir gülle kıyasl amakta ve kendine değer vermektedir  . Örneğin: “Yeni açılan gülleri, şimdi baş kaldıran laleleri vakitsiz solduruyor  , açılmadan öldürüyorsunuz” ya da “Size yeni sevgili, bana utanmazlığın kurbanı olma k layık.   Kümüş değil, Tuprakbibi yazdım”. Bu tarz bir söz   oyunu yapıp, Atabek’i gerçek anlamda kurnazlık ve vefasızlık   ile ayıplay arak  , Kümüş gizlice değerli  sevgilisinden kendini akl ayıp, onun sevgisine sadık olduğunu itiraf edeceği  cevap mektubunu almak için ümitlenmektedir. Bununla birlikte, bu sözler özlemden kendini nereye koyacağını bil emeyen genç  bir yiğidin yalnızca   iç monologu değil dir  . Kümüş Atabek’e yöneltilen  her bir sitem ve kınamayı   güçlendirmeyi deniyor. O, kendi fark etmediği halde, nefret, üzüntü ve pişmanlı k, sitem ve azarlamalarını birkaç kez tekrarlıyor: “Siz e hilekar dedim…”, “Siz e ağzı kan dolu kurt dedim….” “Size utanmaz dedim….” (s. 165 - 166). Aynen işte bu tekrarlar Kümüş’ün mektuplarının hissi keskinliğini, ruhi açıklığını artırmaktadır  . Böylece, bu mektuplar yine birkaç vazifeyi yerine getirir: bir taraftan kahramanların vaziyetlerinden haber verirken , diğer taraftan eser konusunun gelişmesini köklü bir şekilde değiştir  ir ve sonuçta   roman kahramanlarını aktif faaliyetlere davet eder  . Örneğin, Mirza  Kerimbay, Hamid tarafından yazılan boşanma mektubunu aldıktan   sonra, Taşkent’ten  gelen Atabek’i –    özür ve izahlarını dinlemeden  –    kapısından kov ar. Sıradaki  mektubu inceleyelim . Daha sonra, Hamid’in entrikaları ortaya çıkınca,   Kümüş Atabek’e yine mektup yaz ar. O, eserin “Mektup” bölümünde yer almaktadır  . Bu mektup da  bütün olarak    şahsi   duygularla yoğrulmuş tur. Mektubun dili güzel yapılmış teşbihler açısında zengindir  . Örneğin, Kümüş kendi sevgisi, yiğitlik gururu, ismi ve şanını mertçe korumuş Atabek’e ayrıldıklarını yaz ar  : “Yusuf olayında   kararsız Züleyha isminden, Mecnun aşkında ağlayan Leyla adından –    size başımdaki saçlarımın teli sayısınca   çok selam” (s. 299). Kümüş’ün Atabek’e yazdığı mektupları onun duygularını bu şekilde ifade etmekle kalmıyordu. Onda kadın kalbinin şiirsel güzellikle dolup taşan tekrarsız manevi dünyası , garip  b ir şekilde görünmektedir. Bu mektupta yer alan şiirsel satı rlar genel olarak metinle o kadar  birleş ir ki ancak âşık   kalpler tarafından   anlaşıl abilen, hissedilebilen gizli anlamlar içerir  : Yakında    gözüme yol görünür   Yol adımlık     gönle ömür görünür    Kümüş sonraki iki yılda olan olayları yeniden gözü önünden geçiri r  , başına gelen olayları unutmaya, ama “gerçek kader kokuları koklayan tarih”ini hatırlamaya çabal ar. Burada onun akıllılığı, Atabek’e olan sevgisini saklayıp koruma isteği, aynı zamanda, defalarca dönen emanet mutluluğunu kaybetme korkusu açıkça hissedilmektedir. İşte bu kısa mektup aracılığıyla  yazar, yeni kaderine inanan Kümüş’ün   kalbinin bütün zenginliği ve güzelliğini tasvir etmeyi başarmaktadır  .
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks